Kayıtlar

Mayıs, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Namazdan sonra edebileceğim güzel bir dua örneği verebilir misiniz; Arapça ya da Türkçe fark etmez?..

Namazlardan sonra, mutlaka şu dua okunmalıdır, diye bir kural yoktur. Herkes ihtiyacına göre dua eder. Hep aynı duayı okumak da uygun değildir. Ne istediğini şuurlu olarak bilmek gerekir. Ne istediğinin farkında olmadan dua etmek uygun olmaz. Belli şeyleri ezberleyip, şiir okur gibi dua etmek de uygun görülmemiştir.  Dua,  uyanık kalb ile ve sessiz yapılmalı ve her fırsatta dua etmelidir! Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- namaz kıldıkları zaman sağ eliyle başlarını meshederler ve: "Kendisinden başka ilâh bulunmayan Allah'ın adıyla. Rahman ve Rahîm ancak O'dur. Benden kederi, tasayı ve hüznü gider ey Rabbim!"  (Buharî, Deavat, 35, 40) derlerdi. "Farz namazı kıldığınız zaman, her bir farz namazdan sonra on defa:  "Lâ ilâhe illellâhu vahdehû lâ şerîke lehü lehül mülkü ve lehül hamdü ve huve alâ kulli şeyin kadîrun."  deyiniz. Böyle diyene bir köle azâd etmiş gibi ecir yazılır."  (Buhârî, Ezan, 155) buyururlardı. Muaz radıyallahu anh'den ...

En güzel dua nasıl edilir?

Resim
  Dua bir ibadettir. Her ibadetin belli bir vakti olduğu gibi, duanın da vakti vardır. Bir namazın farz ve nafile kısmı olduğu gibi, duanın da farz ve nafile kısmı vardır. Nafile namazlar genellikle her zaman kılınabilir, fakat farz namazların belli vakitlerde kılınması gerekir. Bir musibet, bir sıkıntı olsun olmasın, her zaman dua etmek nafile bir ibadettir. Fakat bir musibet, bir sıkıntı anında dua etmek ise, bir nevi farz gibidir. Yani artık yapılması gereken bir vakti gelmiştir. “Dua ibadetin özüdür.”  (Tirmizi, Daavat 1) manasındaki hadisten ibadet ile duanın bu yakın ilişkisini görmek mümkündür. Duanın kabul olma şartları yerine ne kadar yerine getirilirse, o kadar makbul olur.  Dualarımızın makbul olması için dikkat edilecek bazı konular özetle şöyledir: - Tövbe ederek, ruhumuzu manevi kirler olan günahlardan temizlemek. - Bedenimizi, helal kazançla alınmış, helal gıdalarla beslemek. - Abdestli olmak, kıbleye yönelmek ve elleri semaya açmak. - Duaya eûzü-besmele, Allah'a ham...

Dua Arapça mı yapılmalı? Kendi dilimizle (Türkçe, Kürtçe, vs,..) dua edebilir miyiz? Allah bizi kendi dilimizde anlamaz mı?

Namazda okunan süre ve ayetler mutlaka Arapça okunmalıdır. Başka bir dille okunması namaza manidir. Namaz dışında ise dualarımızı Türkçe olarak yapabiliriz. Dua hangi dille yapılırsa yapılsın elbette kabul edilir. Çünkü bütün dillerin sahibi Allah'tır. Duayı Arapça yapmak şart değildir. Ancak Arapça dualar başka bir dile çevrilirken anlam bütünlüğü muhafaza edilemediği için, Arapça şeklini bilenler orjinaliyle okuması daha güzel olur. Bizi yaratan Allah, Kur'an-ı Kerim'i Arapça olarak bize göndermiş. Elbette ki manasını öğrenmek için Türkçe, İngilizce gibi mealleri okumamız gerekir. Ancak namaz ibadetinde okuduğumuzda mutlaka aslından orjinalini okumalıyız. Çünkü onun aslı Arapçadır. Allah Kur'an'ı Arapça olarak indirmiştir, rercümesi Kur'an yerine geçemez. Örneğin bir çekirdeğin aslını bozarak parçalara ayırsak, sonra da toprağa eksek ağaç olamayacaktır. Çünkü özellikleri kaybolmuştur. Bunun gibi Kur'an ayetleri, kelimeleri ve harfleri birer çekirdek gibidi...

Dua ederken neler istenir, nelere dikkat edilir?

Kuran-ı Kerîm’de yirmi yerde geçen dua kelimesiyle birlikte bazı ayetlerde da‘vâ ve da‘vet kelimeleri de aynı anlamda kullanılmıştır; ayrıca pek çok ayette dua kökünden fiiller yer almıştır. Bu ayetlerde dua ve türevleri; - Allah’a yakarma, - istek ve ihtiyaçlarını arzederek O’nun lutfunu dileme, çağırma, seslenme, davet etme, ibadet etme, yardıma çağırma, bir durumu arzetme, - Allah’ın birliğini tanıma, isnat ve iddia etme anlamlarında kullanılmıştır (bk. M. F. Abülbâkī, Mucem, “dav” md.) Dua ve türevleri bu anlamlarıyla hadislerde de sık sık tekrar edilmiştir. (bk. Wensinck, Mucem, “dav” md.) İbn Manzûr, dua etmenin başlıca üç şeklinin bulunduğunu belirterek bunları şöyle sıralamıştır: 1. Allah’ın birliğini dile getirme ve O’nu övgüyle anma. 2. Allah’tan af, merhamet gibi mânevî isteklerde bulunma. 3. Allah’tan dünyevî nimetler isteme. (Lisânü’l-Arab, “dav” md.) Aynı müellif, genellikle  “Yâ Rabbi, Allahım”  gibi hitap ve çağrı ifadeleriyle başlayan veya Allah’ı övgüyle anan her sözü...

Hoşgörüden etkilendi Müslüman oldu

Resim
Denizli İl Müftülüğüne müracaat eden Avustralya vatandaşı Sonia Leanne Rowell iki yıldır araştırdığı İslam dinini seçerek Müslüman oldu. Müftülükte onun için ihtida merasimi düzenlendi. Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan törende, İl Müftü Yardımcısı Hasan Hüseyin Ortanca, Sonia Leanne Rowell’e İslam’ın esaslarını anlattı, İslam dini ve Müslümanlık hakkında bilgi verdi. RAMAZAN AYINDA MÜSLÜMAN OLDU İl Müftü Yardımcısı Ortanca, “On bir ayın sultanı ramazan ayında bir kardeşimizin Müslüman olmasına şahitlik etmemizden dolayı Rabb’imize ne kadar şükretsek azdır. Sonia’nın ifade ettiği gibi, araştırmaları sonucunda Müslüman olması gösteriyor ki hak din ve Allah katında tek din İslam’dır. Sonia kardeşimizi tebrik ediyorum. Kardeşimizin güzel dinimizi daha çok seveceğinden eminim. Rabb’imden niyazım, Müslüman olan kardeşimize, yeni hayatında rızasına uygun bir hayat sürdürmeyi nasip etsin.” diye konuştu. İSLAM’IN HOŞGÖRÜSÜNDEN ETKİLENDİ Rowell de kendi arzusuyla kelimeişehadet getirip Müslü...

Hz Muhammed (asm)'in kısa öz geçmişi hakkında bilgi verir misiniz? Efendimizin ümmetine tavsiyeleri nelerdir?

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav), 571 yılında Mekke'de doğdu. Mekke'nin ve Arabistan'ın en nüfuslu kabilesi olan Kureyş'in, Benihaşim (Haşimoğulları) boyundandır. Babası Kureyş kabilesinin lideri ve Mekke yöneticisi olan Abdülmuttalip'in oğlu  Abdullah,  annesi ise yine aynı kabilenin Zühre boyundan Vehb bin Abd Menaf'ın kızı  Amine  idi. Süt annesinin ismi ise  Halime 'dir. Babasını doğmadan, annesini ise altı yaşında kaybeden Hz. Muhammed (sav), dedesi Abdülmuttalip'ın himayesine girdi. Hz.Muhammed (sav), sekiz yaşında iken Abdülmuttalip de ölünce, amcası Ebu Talib'in yanına alındı. 10-12 yaşlarında çobanlık yapmak zorunda kaldı. Bu ağır koşullara rağmen Hz. Muhammed (sav) mazbut bir hayat sürmekte, dürüstlüğü ve doğruluğu ile tanınmaktaydı. Bu yüzden henüz gençliğinde herkesin takdir ve saygısını kazanmış,  "Muhammed el-Emin" diye anılmaya başlamıştı. Hz. Muhammed (sav) gençliğinde, ticaretle uğraşan amcası ile Suriye'ye gitti....

Hz.İsa Hakkında

Hz. İsa (as), Kur'an-ı Kerîm'de adı geçen ve İsrailoğullarına gönderilen peygamberlerdendir.  Hz. İsa (a.s), Batılı tarihçilere göre miladi yıldan dört veya beş sene kadar önce doğmuştur. Yine Batılı tarihçilere göre Hz. İsa (a.s) Romalıların elinde bulunan Yahudiye'de Romalılardan Tiberius iktidarı döneminde otuz yaşlarına doğru peygamberliğini insanlara bildirdi. Önce  Celile 'de sonra  Kudüs 'te insanları hak dine davet etti. Yahudilerin dinini ikmal, onların dine kattıklarını düzeltmek için gönderilen Hz. İsa (a.s) kendisine indirilen İncil adlı kutsal kitapta bunu şöyle anlatır: "Ben yok etmeğe değil, tamamlamaya geldim." Hz. İsa (a.s), Yahudilerin tahrif ettiği Eski Ahid'i onların anlayışından kurtarmaya, Hz. Musa (a.s)'ın getirdiği akideyi yerleştirmeye ve Yahudilere daha önce bildirilen zahmetli bazı ilahi kanunları hafifletmeye çalıştı. Memleketi  Celile 'de Genaseret gölü kıyısında ilk vaaz ve tebliğlerini bildiren Hz. İsa (as) daha s...

Hz.Yahya Hakkında

Yahya (a.s.) Kur'an'da adı geçen peygamberlerden biri. Yüce Allah tarafından, Kur'an'da:  "Ey Zekeriyya! Sana Yahya isminde bir oğlanı müjdeliyoruz. Bu adı daha önce kimseye vermemiştik."  (Meryem, 19/7) ayeti ile haber verildiğine göre; Yahya (a.s.), Zekeriya (a.s)'ın oğlu idi. Kendisine Yahya adı da, Allah tarafından verilmişti. Yahya (a.s)'ın yüzü güzel, kaşları çatık, saçları seyrek, burnu uzun, sesi ince ve parmakları kısa idi. O, İsâ (a.s)'dan altı ay önce dünyaya gelmişti. Yani Isâ (a.s)'dan altı ay büyüktü. Dolayısıyla, Musa (a.s)'ın şeraitiyle amel eden peygamberlerin sonuncusuydu. Daha küçük yaşta iken, kendisine hikmet verilmişti. Yaşıtı olan çocuklar kendisine: -  "Ey Yahya! Bizimle gel, oynayalım."  dedikleri zaman: - "Ben, oyun için yaratılmadım." derdi.  (es-Sa'lebî, el-Arais, Mısır 1951, 375 vd.). Onun küçüklüğünden itibaren böyle temiz, saygılı ve ibâdet ehli olduğu, Kur'an'da şöyle haber ver...

Şiddetli sıkıntılarda okunacak dualardan biri

Müslüman aklı ile düşünmek nasıl olur?

Resim
Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün farklı oluşunda aklıselim sahipleri (ulu’l-elbâb, lübb sahipleri) için elbette ibretler vardır. Onlar ayakta dururken, otururken, yatarken hep Allah’ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışını düşünürler (ve şöyle niyazda bulunurlar): “Rabbimiz! Sen bunu boş yere yaratmadın, seni tenzih ve takdis ederiz. Bizi cehennem azabından koru!” (Âl-i İmran, 3/190-191). Yukarıda mealini okuduğumuz âyetlerde Allah Teâlâ, Müslüman aklına ve onunla ulaşılan bilgiye, kendisiyle kurulan ilişkiye işaret ediyor. Müslüman aklı ile düşünmeyenler de yere, göğe, gece ile gündüzün farklı oluşuna, hâsılı beşerin beş duyu ve aklı ile algıladığı maddi varlıklar bakıyor, onlar üzerinde düşünüyorlar, ancak onların düşünceleri yarım (kalbi, lübbü, füâdı, basireti, nefs-i mülheme ve mutmainneyi ihmal eden) akıl olduğu için “insan-evren ve Yüce Yaratıcı” arasındaki ilişkinin bilgisine ulaşamıyorlar. Aklı tam olarak kullanan müminler ise hem kendi varlıkları he...

Hz.Zekeriya Hakkında

Hz. ZEKERİYYA (a.s): Kur'ân'da adı gelen peygamberlerden biri. Soyu Dâvud (a.s)'a dayanmaktadır. Kur'ân'da anılan duâlarından (Meryem, 16/6) anlaşıldığına göre, soyu daha sonra Yâkub (a.s)'a varmaktadır. (el-Kurtubî, Ahkâmu'l-Kur'ân, Kahire 1967, XI, 82; er-Razî, Mefâtihu'l-Gayb, Mısır 1937, V, 769). Zekeriyya (a.s) İsrâiloğullarının peygamberi olduğu gibi, aynı zamanda onların bilgini, reisi ve müşaviri yani danışmanı idi. (es-Sa'l-ebî, el-Arais, 1951, 372). Onun hakkında çeşitli âyet ve hadisler vardır. Ebû Hureyre'nin naklettiğine göre, Hz. Muhammed (s.a.s); "Zekeriyya (a.s) marangoz idi." (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, Mısır, 1954, II, 405) diyerek, O'nun elinin emeği ile geçinen bir sanat ehli olduğunu haber vermiştir. Zekeriyya (a.s)'ın hanımı, İsa (a.s)'ın annesi Meryem'in teyzesi İşâ idi. Zekeriyya (a.s) da, Meryem'e bakmakla meşgul oluyordu. O'na Beyt-i Makdis'te bir yer yapmıştı. O'nun odasına...

Hz.Lokman Hakkında

LOKMAN (LUKMAN): Bir nebî veya velî olduğu ihtilâflı; ancak çoğunluğun tercihine göre hakim bir şahsiyet. Kur'ân-ı Kerîm'de Lokman adı iki yerde geçer (Lokman, 31/12,13). Kelime, aynı zamanda Mekkî bir surenin adıdır. Bu sûrenin nüzul sebebi Kureyşlilerin Lokman'ı Hz. Peygamber (s.a.s)'e sormalarıdır. Lokman'ın adı geçen iki ayetin meâli şöyledir:  "Andolsun Biz Lokman'a Allah'a şükretmesi için hikmet verdik. Şükreden kimse ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden ise, bilsin ki Allah her şeyden müstağnîdir, övülmeye lâyık olandır. Lokman, oğluna öğüt vererek. "Yavrum, Allah'a eş koşma, doğrusu eş koşmak büyük zulümdür" demişti "  (Lokman, 31/12,13). Lokman'ın adı içinde geçmese de onun oğluna öğütleri devam etmektedir. Ancak arada iki ayet içinde Yüce Allah, Lokman'ın öğüdündeki eş koşmayı (şirk) tekit için ana-babaya iyi davranmak; yaradana şükür, ana-babaya teşekkür etmesini bilmekle beraber; eğer ana-baba Allah...